Tem 22

Günlük yaşantımızda sık sık LCD(liquid crystal display) kullanan cihazlarla haşır neşir olmaktayız. Bu cihazlara örnek olarak; dizüstü bilgisayarları, dijital kol saatlerini veya cep telefonlarını verebiliriz. LCD, taşınabilir kompakt cihazların temelinde yatan en önemli görüntü teknolojilerden birisidir. Çünkü bu ekranlar çok daha ince, hafif ve az güç harcayan yapıya sahiptir. Bu nedenle de CRT(cathode ray tube) gibi görüntü teknolojilerine nazaran çok daha avantajlıdır.

Peki bu görüntü teknolojisine neden sıvı kristal(liquid kristal) denilmiştir? Bildiğimiz üzere kristal denince aklımıza kaya gibi sert bir madde gelir. Sıvı denince de akışkan bir madde gelir. Peki sıvı kristal denilen bir yapıyı oluşturmak nasıl mümkün olabilir?

Okulda öğrendiğimiz en temel kanuna göre; maddenin üç hali bulunur. Bunlar katı, sıvı ve gaz olarak sıralanır. Katı maddeler şekillerini korurlar çünkü molekülleri yönelimlerini değiştirmezler ve bir kuvvet altında dahi şekilde aynı kalırlar. Sıvı maddelerde ise durum bunun tam tersidir ve moleküller yönelimlerini ve pozisyonlarını korumazlar, dolayısıyla sıvı içerisinde her yere hareket edip konumlarını değiştirebilirler. Fakat bazı yapılar vardır ki bunlar hem katı hem de sıvı gibi davranabilirler. Yapılar bu halde olan olduklarında moleküller katılarda olduğu gibi yönelimlerini korurken, sıvılardaki gibi farklı yerlere hareket edip pozisyonlarını değiştirebilirler. Bu nedenle likit kristal yapılar, ne sıvı ne de katı olarak nitelendirilemezler.

Nematic Fazlı Likit Kristaller
DoÄŸada sadece katı, sıvı ve gaz deÄŸil daha birçok ara hal vardır. Likit kristaler sıcaklığa ve maddenin yapısına göre birçok farklı halde bulunabilir. Bu halleren LCD’lerin yapılmasını mümkün kılan likit kristallerin nematic fazıdır. Likit kristallerin en önemli özelliklerinden birisi, elektrik akımından etkilenmeleridir. Nematic likit kristallerin, kıvrık nematic’ler(TN: twisted nematics) adı verilen çeÅŸidi uygulanan akımın gerilimine baÄŸlı olarak düz konuma yani kıvrık olmayan nematic’ler haline gelir. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,
Tem 22

Japon Toshiba Matsushita ÅŸirketi, 2009′un Eylül ayından itibaren seri OLED üretimine baÅŸlamayı planlıyor. İlk etapta küçük boyutlarda üretilecek olan ekranlar, cep telefonu gibi küçük mobil cihazları hedefleyecek. Ayda bir milyon adet üretilmesi planlanan ekranlar, 2.5 inç boyutuna sahip oalcak. OLED ekranların en büyük özelliÄŸi kıvrılabilir yapıda olmalarıdır. Özellikle cep telefonlarının büyük bir hızla geliÅŸim gösterdiÄŸi ÅŸu dönemde, esnek yapıda olan ekran tasarımları gerçekten büyük ilgi görecektir. Birçok mobil uygulamada yer bulabilecek OLED teknolojisinin uygulamalarını pek yakında göreceÄŸiz. Konu hakkında detaylı bigi için “OLED Ekranlar Nasıl Çalışır?” sayfasına göz atabilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , ,
Tem 18

Sık sık elektrikli arabalarla ilgili haberlere geniş yer ayırdığımı farketmişsinizdir. Çünkü bu araçların geleceğin en müthiş teknolojisi olacağını ve daha birçok alanda çığır açacaklarını düşünüyorum. Biraz açmak gerekirse, elektrik motoruyla çalışan arabaların artıları saymakla bitmez, örneğin; çok yüksek ve sabit bir tork eğrisine sahip olmaları, komplike şanzıman sistemlerine ihtiyaç duymadan sadece ileri ve geri vitese sahip olmaları bu sayede güç aktarımının daha verimli yapılması, motorun çalışırken oksijene ihtiyaç duymaması, su içinde bile çalışabilmesi, çok sessiz olmaları, çevreyi neredeyse hiç kirletmemeleri, az yer kaplamaları, maliyetlerin çok düşük seviyelere inebilecek olması gibi etmenleri bu araçların avantaj hanesine yazabiliriz.

Elektrik üretimindeki alternatif verimli yöntemler ve yakıt hücresi gibi yüksek kapasiteli depolama cihazları sayesinde elektrikli arabaların geliştirilebilmesine engel olan etmenler gittikçe azalıyor. Bu gelişimin ilk ve en önemli meyvelerinden birisi de hiç şüphesiz Tesla Roadster olmuştur.

Elektrikli araba üreten ÅŸirketler bu motorların müthiÅŸ torkuna ve performansına seyirci kalamamış olacak ki, gün geçtikçe daha hızlı ve yarış otomobili tarzında araçlar üretiyorlar. Bunun en son örneÄŸi ise, SSC Ultimate Aero. Dünya üzerinde bu kadar çevreci bir yarış otomobilini daha önce hiç göremedik. Tam 373kW yani 500 beygir güce sahip olan ve 800kg’dan ağır olmayan SSC Ultimate Aero’nun fabrika testlerine Åžubat 2009′da baÅŸlanacak ve muhtemelen 2009′un son çeyreÄŸinde piyasada olacak. Aklınıza 500HP’lik bir araç ne kadar performanslı olabilir ki, gibi bir düşünce gelmesin; çünkü bu aracın 1001HP güç üreten 2 tonluk Bugatti Veyron V16′dan yani dünyanın en hızlı sokak arabasından bile daha performanslı olacağını düşünüyorum. Maksimum sürat konusunda olmasa da, 0-100km/h hızlanmasında kesinlikle lider olacaktır. Bu teknoloji keÅŸke biraz daha hızlı geliÅŸse de, bizler de elektrikli arabalara sahip oalbilsek. Åžayet fiyatlar hala çok yüksek seviyelerde…

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,
Tem 18

Birçok kolektif çalışma ortamında insanlar ufak kare bir odada sanki insanlar kümesteymiÅŸ gibi iÅŸlerini yapmaya çalışırlar. Bu tarz ufak alanlarda iÅŸini yapmak isteyenler için en büyük sorun hiç şüphesiz yerdir. Gün boyunca içtiÄŸiniz çaylar için odada koskoca bir çay-kahve makinası bulundurmak kimsenin iÅŸine gelmez. Artık birçok kiÅŸi ofisinde büyük-hantal bilgisayarlar da kullanmıyor ve dizüstü bilgisayarıyla her iÅŸini halledebiliyor. İşte bu noktada dizüstü bilgisayarınıza baÄŸlayabileceÄŸiniz bir su ısıtıcı gerçekten iÅŸe yarayabilir. HEAT ME adıyla piyasaya sürülecek olan ısıtıcı sayesinde çay-kahve yapmak çok basit. Resimde görüldüğü gibi basit bir tutamak ve ısıtıcı uçtan oluÅŸan cihaz gücünü bilgisayarınızın usb portundan alıyor. HEAT ME usb ısıtıcısını su ısınana kadar bardağın veya çaydanlığın içerisinde tutuyorsunuz ve ardından sıcak çayınızın keyfini çıkarıyorsunuz. Piyasaya çıkış tarihi henüz belli olmayan cihazın oldukça makul fiyatlar alınabileceÄŸine şüphe yok. İnsanları gittikçe daha az hareket etmeye sevk eden bu tarz teknolojileri, kendi adıma destekliyorum. Son olarak, blogunun ismini “çaykolik” koyacak kadar çaysever bir arkadaşımız olan Teakolik‘in sahibi Hamza kardeÅŸime bu cihazı ÅŸiddetle öneriyorum. (:

Etiketler: , , , , , , , ,
Tem 17

IBM, Sony ve Toshiba tarafından geliÅŸtirilen Cell iÅŸlemcisinin sahip olduÄŸu yüksek iÅŸlem gücü ve potansiyel geçtiÄŸimiz aylarda gündemi uzun süre megul etmiÅŸ, Intel ve AMD’nin mevcut iÅŸlemci mimarilerine göre çok daha yüksek performans sunabileceÄŸi iddia edilen yeni iÅŸlemcinin yaygın anlamda nasıl kullanılabileceÄŸi uzmanlar tarafından sıkça tartışılmıştı. Sony’nin yeni nesil popüler oyun konsolu PlayStation 3′e de güç veren Cell iÅŸlemcisinin önündeki en büyük engel olarak x86 mimarisiyle uyumlu olmaması gösteriliyordu. Her ne kadar vakti zamanında Sony’nin Transmeta firması ile iÅŸbirliÄŸine giderek özel bir emülatör ile Cell iÅŸlemcisini konsolların yanı sıra farklı kullanım alanlarına dahil etmek için bazı hazırlıklar yaptığı iddia edilmiÅŸ olsa da aradan geçen süre boyunca bu yönde somut bir adım atılamadı. Kullanım alanının oyun konsolları ve IBM’in profesyonel sunucu sistemleriyle sınırlı kalacağının düşünülmeye baÅŸlandığı dönemde Cell iÅŸlemcileri için oldukça önemli bir adımı geliÅŸtiricilerinden biri olan Toshiba atmış ve firma geçtiÄŸimiz senelerde iÅŸlemciyi farklı kullanım alanlarına adapte edebilmek adına çalışmalara baÅŸladığını duyurmuÅŸtu. Yakın zamanda yol haritasını netleÅŸtiren ve Cell iÅŸlemcilerini yeni nesil dizüstü bilgisayarlarıyla büyük ekran televizyonlarında kullanmayı planladığını açıklayan Toshiba bu yöndeki ilk somut hamlesini gerçekleÅŸtirerek dünyanın Cell destekli ilk dizüstü bilgisayarını duyurdu. Intel’in Centrino 2 lansmanına paralel olarak yapılan duyuru ile firma Qosmio G55-Q802 kod adlı yeni dizüstü bilgisayarının üzerindeki örtüyü de kaldırdı. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , , , ,
Tem 17

Rezonans mühendislikte teknik olarak; “genliÄŸin sonsuza gitmesi” ÅŸeklinde açıklanır. Periyodik bir etkinin altında olan sistemde salınımlar olduÄŸunu biliriz. Salınımlar esnasında sistemin normal durumuna göre yaptığı yer deÄŸiÅŸtirme miktarına genlik denir. Bu salınımlar eÄŸer sistemin doÄŸal frekansına eÅŸit olursa, sistemin genliÄŸi sonsuza dek artma eÄŸilimi gösterir; bu olaya rezonans denir.

Salınıma neden olabilecek etkiler çok çeÅŸitli olabilir. Örnek vermek gerekirse; kesintili rüzgar etkisi altındaki bir köprü, deprem dalgaları nedeniyle oluÅŸan salınım etkisi altındaki bir bina veya alternatif gerilim etkisi altındaki elektriksel bir sistem rezonansa uÄŸrayabilir. DoÄŸrusal sistemlerin rezonansa girebilmesi için, salınım genliÄŸinin, uygulanan kuvvetle doÄŸru orantılı olması gerekir. EÄŸer uygulanan kuvvetin frekansı sistemin doÄŸal frekansına eÅŸitse rezonans gerçekleÅŸir. Kesintili rüzgar etkisi altındaki bir köprüyü ele alacak olursak, rüzgarın ani ve deÄŸiÅŸken esmesinin neden olduÄŸu titreÅŸim ve salınımlar sonucunda köprünün doÄŸal frekansı ile köprünün maruz kaldığı periyodik rüzgar frekansı birbirine eÅŸitlenebilir. Bunun neticesinde salınım genliÄŸi sonsuza gitmeye baÅŸlayacağından köprü rezonansa uÄŸrayarak bir süre sonra yıkılacaktır. Bunun gerçek bir örneÄŸi 1940 yılında Washington’da yapılmış olan Tacoma köprüsünde yaÅŸanmıştır. Bu köprü rüzgar etkisiyle rezonansa girerek yıkılmıştır. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , ,
Tem 17

Rail gun deyince eminim birçok kişinin aklına meşhur fps oyunu Quake gelir. Quake oyununda tek vuruşla rakibi kızartan railgun isimli dehşet bir silah vardır. Bu silah oyunda o kadar büyük bir öneme sahiptir ki, bu silahı ele geçiren kişi rakiplerine karşı büyük üstünlük sağlayabilmektedir. Fakat silahı ele geçirmekle iş bitmiyor, onu hakkıyla da kullanmak gerekiyor. Öyle ki bu silahla hedef alı vurabilmek gerçekten ayrı bir kabiliyet meselesidir. Seneler öncesinden böyle bir silaha hayranlıkla bakıp, gerçek olma meselesine ihtimal bile vermiyorken; bilim adamları elektromanyetik raylı silahı üzerinde çalışmaları tamamlamış durumdalar.

Rail gun, ya da orjinal ismiyle elektromagnetic rail gun aslen elektromanyetik alan oluşturularak kurulmuş bir sistem. Barutlu silahlardan çıkan mermilerin hızları yaklaşık 200 m/sn iken, elektromanyetik alan kullanılan raylı silahımızda ise bu 16000 m/sn ve elbetteki menzilide yaratılan elektromanyetik alanla orantılı olarak çok çok uzun mesafeler etkili olunabilmekte.

Silah basit bir ÅŸekilde ÅŸemalanacak olursa temel 3 parça yer alıyor. Bu parçalar güç kaynağı, birbirine paralel ray sistemi ve hareket armatürü(mermiyi tutan iki paralel ray arasındaki hareketli parçacık). Güç kaynağının pozitif terminalinden çıkan elektrik akımı, pozitif ray üzerinde ilerleyip aradaki köprü görevi gören armatürün üzerinden negatif raya geçiyor ve negatif ray üzerindende güç kaynağına dönüyor. Tabiki ray üzerindeki bu akım geçiÅŸi bir manyetik alan yaratıyor. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta; manyetik alanlar birbirine zıt yönlü(resimdede görülen halkalar), bunun nedeni de saÄŸ el kuralı. SaÄŸ el kuralından bahsetmek gerekirse; saÄŸ el baÅŸ parmağımız akım yönünü gösterecek ÅŸekilde avcumuzu açarız, geri kalan parmaklar kıvrılır. Elimiz bir silindiri tutuyormuÅŸ gibi olur ve kıvrılan parmaklar manyetik alan yönelimini verecektir. Bu hiçbir zaman ÅŸaÅŸmayacak bir yöntemdir. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , , ,
Sayfa 1 (92)12345678910»...Son »